Spread the love

Roberto Baggio, futbol tarihinin en fazla tartışmaya yol açan oyuncularından biridir. Futbolseverler tarafından kimi zaman çok sevilen, kimi zaman ise eleştirilen bir figür olmuştur. Onun yeteneği asla tartışmaya açık olmasa da, kariyerinin büyük bir kısmında tam anlamıyla değer görmediği düşünülmektedir. Baggio, futbol sahasında iz bırakmış en yetenekli forvetlerden biri olarak kabul edilir. Ancak kariyeri ve mirası, ne yazık ki, genellikle penaltı kaçırdığı o unutulmaz Dünya Kupası finaliyle hatırlanır.

ROBERTO BAGGIO’NUN YETENEKLERİ VE KARİYERİNİN YÜKSELİŞİ

“Il Divino Codino” (Kutsal At Kuyruğu) lakabıyla tanınan Baggio, hem kulüp kariyerinde hem de milli takımda gösterdiği performanslarla futbol dünyasında kendine özel bir yer edinmiştir. Yaratıcı pasları, serbest vuruşlardaki ustalığı ve olağanüstü dribbling becerileriyle adından sıkça söz ettirmiştir. En formda olduğu dönemlerde Baggio, sahada adeta durdurulamaz bir güce sahipti; topu alıp rakip savunmacıları tek tek geçerek son vuruşunu yapabilen nadir oyunculardan biriydi.

Özellikle 1990 Dünya Kupası’nda Çekoslovakya’ya attığı unutulmaz gol, futbolseverlerin hafızasına kazınmıştır. Fiorentina’da yarı tanrı gibi sevilen Baggio, Juventus’a transfer olduğunda Floransa sokaklarında protestolar patlak vermişti. 1993 yılında Juventus ile UEFA Kupası zaferine ulaştı ve Avrupa’da Yılın Futbolcusu seçildi. 1994 Dünya Kupası’nda ise olağanüstü bir performans sergileyerek, İtalya’yı finale kadar taşıdı. Turnuvanın son 16 turundan itibaren İtalya’nın attığı altı golün beşine imza atarak takımının adeta lideri oldu.

KARİYERİNDEKİ İLK YILLAR VE ZORLU BAŞLANGIÇ

Baggio, 18 Şubat 1967’de Caldogno, İtalya’da doğdu ve futbola memleketinin takımı Caldogno’da başladı. Henüz 13 yaşında Lanerossi Vicenza’ya transfer oldu ve burada altyapı takımlarında gösterdiği performansla büyük takımların dikkatini çekti. Vicenza’da oynadığı dönemde 120 maçta 110 gol atan Baggio, 1984-1985 sezonunda A takıma yükseldi ve takımın Serie B’ye çıkmasına önemli katkılar sağladı.

Ancak, kariyerinin ilk büyük sakatlığını 1985 yılında, henüz Fiorentina’ya transfer olduktan birkaç gün sonra yaşadı. Bu sakatlık, onun futbol sahalarından bir yılı aşkın süre uzak kalmasına ve kariyerinin belki de ilk büyük kişisel krizini yaşamasına neden oldu. Ancak bu dönemde bile futbol tutkusundan vazgeçmedi ve sahalara daha güçlü bir şekilde döndü.

FIORENTINA’DAN JUVENTUS’A: BİR İSYANIN ORTASINDA YÜKSELMEK

Roberto Baggio, Fiorentina’da kariyerine yeniden başlama fırsatı buldu ve kısa sürede Serie A’nın en etkili oyuncularından biri haline geldi. 1990’da Juventus’a rekor bir ücretle transfer olduğunda, bu transfer Fiorentina taraftarları arasında büyük bir öfkeye yol açtı. Hatta transferin duyurulmasının ardından Floransa’da sokaklarda isyanlar çıktı. Baggio’nun Juventus’taki başlangıcı zor oldu; taraftarlar arasında sadakati sorgulandı. Ancak kısa sürede Juventus’ta kendini kanıtladı ve Altın Top ödülüne layık görüldü.

Juventus’ta geçirdiği beş sezon boyunca, bir Serie A şampiyonluğu, bir İtalya Kupası ve bir UEFA Kupası zaferi yaşadı. Özellikle serbest vuruşları ve gol sezgisiyle büyük başarılar elde etti. Ancak, bu yıllar aynı zamanda sakatlıklarla da doluydu ve 1992-1995 yılları arasında çeşitli sakatlıklar nedeniyle sahalardan uzak kaldı. Bu dönemde, takımda genç bir yıldız olan Alessandro Del Piero’nun yükselişi de dikkat çekiciydi.

1994 DÜNYA KUPASI VE UNUTULMAZ ANLAR

1994 Dünya Kupası, Baggio’nun kariyerinde hem zirve hem de düşüş anlarını barındıran bir turnuvaydı. Beş gol atarak İtalya’yı finale taşıdı ve turnuvanın oyuncusu seçildi. Ancak, finalde Brezilya’ya karşı oynanan maçın penaltı atışlarında Baggio’nun kaçırdığı son penaltı, hem kendisi hem de İtalya için büyük bir hayal kırıklığı oldu. İtalyan taraftarlar onu finaldeki bu hatasından ötürü suçladılar, ancak aynı turnuvada attığı kritik golleri çabucak unuttular. Baggio, bu konuda “Penaltıları sadece onları atmaktan cesareti olanlar kaçırır” diyerek kendini savundu.

SONRAKİ YILLAR VE KARİYERİNİN SON DÖNEMİ

Juventus’tan sonra Baggio, AC Milan’a transfer oldu ve burada üst üste ikinci Scudetto zaferini yaşadı. Ancak, burada da oyun süresi sınırlıydı ve teknik direktörlerle yaşadığı anlaşmazlıklar kariyerini etkiledi. 1997 yılında Bologna’ya transfer oldu ve burada kariyerinin en verimli sezonunu geçirdi. 30 maçta 22 gol atarak 1998 Dünya Kupası’na çağrıldı. Dünya Kupası sonrası Inter Milan’a geçti ancak burada da istikrarlı bir dönem geçiremedi.

Son olarak Brescia’ya transfer oldu ve burada 37 yaşına kadar kariyerini sürdürdü. Brescia’da beş sezon boyunca oynayan Baggio, 95 maçta 45 gol kaydederek takımını Serie A’da tutmayı başardı ve taraftarların sevgisini kazandı. Brescia’da futbolu bıraktığında, stadyumda ayakta alkışlandı ve onun onuruna 10 numaralı forma emekli edildi.

BİR EFSANENİN MİRASI

Roberto Baggio, yeteneği ve oyuna kattığı estetikle futbolun en üretken ve yaratıcı oyuncularından biri olarak tarihe geçti. Ancak kariyerinin çeşitli dönemlerinde yaşadığı sakatlıklar ve talihsizlikler, belki de onun gerçek potansiyeline ulaşmasını engelledi. Tüm yaşananlara rağmen, futbolseverler tarafından her zaman sevgi ve saygıyla anıldı. Baggio, yalnızca sahadaki başarılarıyla değil, aynı zamanda kişiliği ve karakteriyle de futbol tarihinin unutulmaz isimlerinden biri olarak kalmaya devam edecek.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

+ There are no comments

Add yours